28 Haziran 2010 Pazartesi

Sedat Milor




fotoğrafta "keyif ve saire" kadrosuna katılan yeni arkadaşımızı görüyorsunuz. sedat milor
(sağdaki) (soldaki fuat saka)

sedat bey birbirinden keyifli yazılarla yakında burada.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Kola-fanta-sprite?

Öyle sanıyorum ki hayatımda gördüğüm en sefil şarap menüsü. Mekan anadolu yakasında mantar gibi türeyen "benzin" isimli pub'un kadıköy şubesi. şarabı "kola-fanta-sprite" ruhsuzluğunda menüye koymak da ancak bizim memlekette olurdu herhalde. Şarap da satmayıver kardeşim... Yani bu kadarına yuh!

20 Haziran 2010 Pazar

87 +


Nedir?

Şudur, tartıda kendi rekorumu kırmış olduğumu gördüm az evvel...

Sevgilim bu not sana, bana çok iyi bakıyorsun gerçekten ama belki de biraz taş kalpli mi olmalısın?

Hayır hayır olma lütfen. Sen bu kadar güzel şeyler yapmaya devam et, ben daha çok spor yapacağım söz...

Bu arada triamisular için cumartesiyi beklemeyelim bence. peynir bozulur falan. çarşambadan yapalım. ne dersin?

Türkiye'nin en iyi kırmızı şarapları?


Vedat Milor'un yazısı beni gerçekten çok mutlu etti. O yorumları yapabilecek kadar bilgim olmasa da, demek ki ben de bir şeylerin farkındaymışım diyebildim kendi kendime.

İşte o yazı!

Bu da kafası karışık bir tüketici olarak benim geçen hafta yazdığım bir post;

Yerli şarabı özet geçiyorum,

onlarca marka, yüzlerce ürün ve kalite ile hiç alakası olmayan bir fiyat skalası. tüketiciye o kadar büyük saygısızlık var ki, yerli şarabı tamamen bırakasım var. fiyatlara yetişemiyorum.

Bu arada bu da Vedat Milor ve testi yapan ekibin listesi;

2006 Corvus Corpus-87.2
2008 Kavaklıdere Pendore Boğazkere-86.8
2005 Corvus Cruturk-86.2
2004 Kavaklıdere Prestige Boğazkere-86
2007 Sevilen Centum Shiraz-85.6
2008 Kavaklıdere Pendore Öküzgözü-85.4
2008 Kavaklıdere Pendore Syrah-85.2
2008 Melen Manastır Syrah-85.2
2007 Sevilen 900 Cabernet Sauvignon-85.2

Yazıyı okursanız şu lafa özellikle dikkat;

Maalesef ülkemizde fiyat konusunda da herhangi bir standart gelişmiş değil. Yani fiyatları belirlemede kaliteden çok işin reklamı ön plana çıkıyor. Fiyatı 20 TL’nin altında olan bir şarabın 100 TL üstü şarapların çoğundan yüksek puan alması bize bunu düşündürttü.

Pekiyi, fiyatı 20 liranın altındaki iyi şarap hangisi olabilir? Benim adaylarım sevilen merlot ve corvus karga. Her şeyi denemedim ama ucuza meyilli olduğumdan ötürü, bu gurubu üst guruptan daha iyi biliyorum elbette...

9 Haziran 2010 Çarşamba

Karga


Yorgun ve tedirgindim. Sevgilim beni sevmeyecek diye korkuyordum. Neden, çünkü ben kendimi pek sevmiyordum ve bunu anladığı zaman o da beni sevmeyebilirdi. Sevmese hakkıydı. Hislerimi saklayamadığıma göre... Birden bire kendimi sevemeyeceğime göre...

menü geldi. uzun zamandır corvus denemek istiyordum. param en ucuzuna yetiyordu. ama belki çok param olsaydı da onu seçerdim. corvus-karga'yı yani. evet. öyle yaptım. "karga" istedim.

sevgilim "ben bugün içmek istemiyorum" dedi. neden ki? yoksa beni sevmemeye mi başlamıştı? daha da dertlendim. hızlıca içtim ama tadını kaçırmadım. "en ucuzu böyleyse, diğerleri nasıldır?" diye düşündüm. içtikçe dilimin ucuna takılan kelimeleri zapt edememeye başladım.

"SEVMİYORUM KENDİMİ! KENDİMİ SEVMİYORUM!" diye bağıracaktım göğsümü yumruklayarak. ve sevgilimin ondan bir şey sakladığımı anlaması uzun sürmedi. ama ben demedim. hiç bir şey demedim.

hiç bir şey demedim sanıyordum, meğersem demişim. demişim ki, "ben kendimi sevmeden, senin beni sevmen mümkün değil..."

bence iyi kurtarmışım. belki de biraz haksızlık etmişim. kara bir kargaydım ben o akşam, gözleri pişmanlık ve sevgi dolu. kargalar bazen çok sevilesi olurlar. işte öyle bir akşamdı.

8 Haziran 2010 Salı

Ne kadar eder?


Babam sağ olsun, almış getirmiş.

Oturduk içtik.

Avusturalya'dan daha ucuza gelen ortalama fiyattaki şirazlardan daha mı iyi, emin olamadım. bakın "değildir" demiyorum. Uzman değilim, yeni öğreniyorum.

75 lira eder mi, etmiş...

Sevgilimle benim "ayda bir kere güzel şarap içelim" sınıfımıza fiyat olarak giriyor ama en fazla bir kere alırız. Üzgünüz.

Bir de bu şarabın fiyatının istanbul'daki lüks lokantalarda 185 liraya kadar çıktığını öğrendim. "Yavaş aslanım yavaş" demek istiyorum. Bu fiyatlara doluca nasıl razı oluyor, anlayamıyorum. İnsanlar içemesin diye konmuş bir fiyat adeta. Kınıyorum. Şarap aşıklarının desteklenmesini istiyorum.

Uygun fiyatta kaliteli şarap istiyoruz, HEMEN! Bizi yurt dışına çıkan arkadaşların yalakası yaptınız.

Nedir bunlar?



ham ceviz... peki ne işe yararlar? ceviz tatlısı olurlar. yani umarız ki... ilk denememiz olacağından ötürü sonuçları kestiremiyoruz. ama bu işinde hikayesi var tabii, şu şekilde;

büyükada'da yürürken gözüme bir ceviz ağacı takıldı. "ceviz mevsimi neydi?" diye sordum kendime. hafızam beni yanıltmıyorsa ekim ayında falan, çocukluğumun geçtiği acıbadem'deki ceviz ağaçlarına dalardık. o zaman bu gördüklerim, evet... evet evet.. ham ceviz olmalıydı ve ceviz tatlısı için cevizin ham olarak toplanması gerektiğini öğreneli çok olmuştu.

PEKİ NE DURUYORDUM?

tatlı yapmak için ceviz toplama tarihini bilmediğim için, sadece bir tane koparıp deneyelim dedik. fakat sonra öğrendik ki, ceviz tatlısı yapmak için cevizi 1-20 haziran tarihleri arasında toplamak uygunmuş .dayanamadık, bir haftadır gördüğümüz her ceviz ağacana dalıyoruz. şu ana dek 30 küsür ham ceviz var evde. hedefimiz 100+.

sonuçları anlatacağız. iki hafta içinde...

son olarak buradan kargalardan ve çingenelerden özür diliyoruz. cevizin en iyi müşterisi onlar çünkü ve benimkisi bir nevi onlardan çalmak. kusura bakmasınlar. ben de seviyorum yani...

3 Haziran 2010 Perşembe

Cabernet Sauvignon




boşalan şişesinin içinden bir kadın çıksaydı mesela,
lambanın cini misali ama tabii çok daha güzeli...
esmer, kara, kalın ve çatık kaşlı,
kalçalı,
memeli,
baktığında çocuk yapmak istediğin,
kodumu oturtan bir kadın olurdu.

severdim onu da,
şarabı sevdiğim gibi.

White russian : episode - III -



konumuzla bir alakası yok biliyorum. ama gerçekten white, gerçekten russian. google öyle diyor...

2 Haziran 2010 Çarşamba

White russian : episode - II -


Knox Harrington: So you're Lebowski. Maudie's told me all about you. She'll be back in a moment, sit down. Would you like a drink?
The Dude: [as he sits down] Uh, yeah. White Russian?
Knox Harrington: The bar's over there.

***

İzlemeyen kalmamalı!

Papazkarası


Uzaktan bir kız "naber yaa" diyor. Ama tanımıyorum. Bana mı diyor, yanımdaki kızlardan birine mi diyor anlamıyorum. "Allah'ım inşallah bana demiyordur" diyorum. Çünkü hiç mi hiç hatırlayımıyorum.

Bir şarkı yazıyorum kafamdan şu şekilde ;

Üç kadeh papazkarası.
Çok değil biliyorum
ama çabuk sarhoş oluyorum.
Üç kadeh papazkarası.
Şaşı papaz gibi bakıyorum.

Kız yaklaşıyor. İnşallah bana gelmiyordur, diyorum. Yanımdakiler de anlamıyor kime geliyor diye. Fakat kız geliyor, tam karşımda duruyor.

"Naber Kerem efendi? Diyor.

Üç kadeh papazkarası.
Çok değil biliyorum

Ben tanımış gibi yapıp zaman kazansam mı yoksa doğrudan "ya kusura bakma çıkartamadım" desem mi diye düşünürken kız durumu fark ediyor. "Tanıyamadın mı" diye gülüyor.

ama çabuk sarhoş oluyorum.
Üç kadeh papazkarası.

Elimdeki kadehi gösterip özür diler bir ifade takılıyorum. Ama şarap yüzünden değil biliyorum.

Çok büyük bir kötülük yapıyor bana, kendisini tanıtmadan geri gidiyor. Gecemin de içine ediliyor. Tam bir saat boyunca düşünüyorum nereden tanıştığımızı. Bir saat sürüyor, nereden biliyorsun derseniz, o yaklaşırken saatim "bip" etmişti. İkinci kez "bip" ettiğinde hatırlıyorum nereden tanıştığımızı. Gururla yanına gidiyorum.

Üç kadeh papazkarası.
Çok değil biliyorum

"Özlem," diyorum. "Naber?"
"Ne kadar çok kilo vermişsin, ancak profilden çıkartabildim seni" (yalandan kim ölmüş)

Mecburen iki üç laflayıp yerime dönüyorum. Aklımda o gecenin şarkısı, sözlerini çevirip çevirip dinliyorum;

Üç kadeh papazkarası.
Şaşı papaz gibi bakıyorum.

***

not; mehmet yalçın'dan papaz karası yorumu

Sideways...



Beni şaraba başlatan film. Aslına belki de ilk post bu olmalıydı. Filmden sahneler ve fotoğraflar ve elbette pinot noir muhabbeti bizlerle olacak...

1 Haziran 2010 Salı

White russian : episode - I -



Süt,votka,kahve likörü... Bir araya gelmeyecek bir üçlü gibi duruyor ama kazın ayağı öyle değil. Geliyorlar. Ama aslında belki de bir araya gelmemeliler. Neden, çünkü süt, votkanın alkol tadını siliyor biraz. Yatmadan önce içilecek sakin bir akşam içkisi sanıyor insan içerken. Ama öyle değil. Hiç de sakin değil. Başımdan geçen kısa bir hikayeyi anlatayım;

Olabildiğince kısa sürede olabildiğince çok white russian içtim. Bu zaman/adet durumları gayet göreceli, o yüzden buraları geçelim.

Taksimdeydim ve Bostancı'ya gitmem gerekiyordu. Fakat Taksimdeki dolmuş durağına geldiğimde eve gidemeyeceğimi anladım. Taksim parkına gidip biraz yatayım, kendime gelince giderim dedim. Parka gidip yattım. Fakat uyandığımda göztepede bir bankta yatıyordum? arada kendimi teleport mu ettim, taksim'de yatayım derken zaten göztepe'de miydim? madem göztepe'ye vardım, neden eve gitmedim? geride de bu cevapsız sorular kaldı...

***

white russian
tarifi

ekşi sözlükten white russian deneyimleri